Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

23 Mayıs 2011 Pazartesi

Seni Sevmiyorum..



Günlerdir kendimi uyutmuşum aslında. Aklıma gelmiyor derken bile getirdiğim sen her anımda yanımdasın. Bugün daha çok anladım , daha çok özledim sana dokunmayı, sana bakmayı. Neden bugün dersen ; bugün senden sonra bir başka kadına dokundum onda seni aradım, sana baktığım gözlerle bakmak istedim. Hiç düşünmemiştim ''senden başka''  diyeceğimi. Aslında sen yanımdayken hep senden başkaları oldu. Senin tabirinle bende olmayan tüm insanlarda olan ''kalp'' bu kez fena çarpıyordu her bana bakışında, her seslenişinde , her nefesinde.. Gittin arkana bile bakmadan bende onca şeyini bırakıp. Giderken neden hepsini götürmedin? Anılarımızı, beraber gittiğimiz yerleri, sevdiğimiz hayvanları ,resimlerimizi,şarkılarımızı.. Bir yarın kalsın mı istedin? Ne zaman arkasına baksa canı acısın mı dedin? Ve gittin... Dün gece fotoğraflara bakarken bir kaç gün önce vefat eden bir tanıdığıma rastladım aynı sana benziyordu. Ölüm ona yakışamayacak kadar acımasız ve kötüydü. Ben ise ona yakıştıracak kadar kalpsiz... Ölüm ne kadar soğuk değil mi? Bir insanın ölmesi için kalbinin durması yeterli değil siz onun için kalbinizi durdurmuşsanız o zaten ölmüştür ya da hala ölüyor.. Senden başka bir tene dokundum bir dudağa bir başka göze baktım her yerde seni aradım ama yoktun.. Seni sende aramaya cesaretim yokken başkasında aramak ne kadar adaletli olabilirdi ki. Bugün kendimden iğrendim dokunduğum insanın iğrençliğinden değil iğrençliğimden iğrendim.. Ve yarın yeni bir gün olacak her şey yeniden başlayacak acılarım tazelenecek yeniden güneş doğacak ve ben aklından biraz daha silineceğim. Ve bir gün hiç kalmayacağım. Anladım ki sesini,kokunu unutma zamanım gelmiş. Başka kokulara başka seslere zarar vermemek için. Ve ben kötü bir insanım ve yalancıyım. Yine bir yalan söylüyorum SENİ SEVMİYORUM....

10 Nisan 2011 Pazar

Biri pişmanlık mı dedi?



Çaresizlik,Pişmanlık nasılda zor bir durumdur bu. Zamanında sizin olan her şey artık bir başkasının dır, başkasının kollarındadır. Dönüp geçmişe baktığında teker teker hiç usanmadan kırıp paramparça bıraktığınız kalpler. Devran dönüyor evet. Sıra bize geliyor. Neden insanlar elindekinin kıymetini bilemez ki? Neden aslında en mutlu olmaları gereken zamanda , yerde neden mutsuzlar dır? İlişkilerde de bu böyledir aslında. O kadar güzel bir ilişkin olur ki ve sen bundan sıkılırsın. Karşındaki senin ağzının içine bakar ama sen o sıra karşındakinin ağzının içine sıçmakla meşgul olursun. Hep sırtımızı döndükler imiz hep bize değer verenlerdir aslında. Biliyorum şimdiden yazım onca nedenlerle doldu. Ve ben hala bunların cevaplarını aramaktayım. Örnek bir insanı ele alırsak tanışırlar evet bu durumda her şey normaldir. Kaynaşırlar , Aşık olurlar falan falan.Ve hayatlarının erkeği yada kadınıyla evlenirler. Tamam da kardeşim insanlar bunları yapabiliyorsa bizler neden hep acı çektirene gidiyoruz? Biz mazoşistler hep böyleyiz. Bunun sonu nereye gidiyor peki bileniniz var mı? Cevap yok. Bende bu mazoşistler denim aslında. Düzenli bir ilişkim ve ideal bir sevgilim oldu. Canım cicim ayları değil aksine yılları geçirmiştik. Ve herkesin özendiği ilişkiden ben sıkılmıştım. Heyecan olmadığına inanıyordum. Bir ilişkide heyecan? Hırsız polis mi oynuyorduk? Ya da aksiyon filmleriyle karıştırıyorduk aşkı. Bir kaç kavga bir kaç tartışma ve evet bitti.  Ee şimdi huzurluyuz dur artık bir ilişkimiz yok mutluyuz aşık olduğumuz insanla beraber değiliz. Ya sonra? Hayatın gerçekleri ne zaman yüzünüze vuracak söyleyeyim ağzınızın içine bakan sevgilinizi başkasının kolunda gördüğünüz an vurmaya başlayacak. Sanmayın ki bu ilk ve tek vuruştu. Şimdi sıra sizde. Bu durumda yapılan şeyler içiniz gitse de yapmacık gülümsemelerle etrafa bakın. ''Bakın eski sevgilim çok mutlu yeni bir sevgilisi var ve ben ona hala deliler gibi aşık olsam da  artık yapacak bir şey yok'' içinizden geçenleri bakıyorum da saklamakta baya ustalaşmışsınız. İşte o an geldi çattı. Yeni bir insan hayatınıza girdi. Siz eski sevgilinize duyduğunuz vicdan azabı yüzünden başınızın üstünde tutsanız da yeni sevgili tepenize sıçmaktan çekinmeyecektir emin olabilirsiniz. Yalanlar, dolanlar ... Bir zamanlar sizin yaptığınız şeyleri başkası tarafından yaşatılmak hoşunuza gitti mi? Hemde hiç değmeyecek biri tarafından. Demek ki neymiş biz çaresiz eski sevgililer; pişman olacağınız şeyler yapmayın sevdiğinizin sevgilinizin kıymetini bilin ve onu asla üzmeyin...

''Şeytanın Sağ Kolu''

13 Şubat 2011 Pazar

Sensiz Sevgililer Günü


İlk sevgililer günüm aslında bu benim. Sevgiyi aşkı tattığımdan beri sevgisiz geçen ilk sevgililer günüm. Her yerde kalpler parfümler ayıcıklar. Her taraf ışıl ışıl. Ve ben onsuz'um. Onsuz olduğum gibi o ''ben''siz değil. Onun sevgilim diyebildiği kalbini verebildiği biri bile var. İşte aslında sevgilisi olmayanlardan daha kötü halde olanlar. Sevdiğin sevdiğiyle el ele. Senin elin boş. Hep o hediyeler alan, hediyeler aldığın romantik buluşma ayarladığın o kız yok. Senin ''Aşk''ın yok. Evet ben yalnızım.Ve üzülmüyorum. Üzüldüğüm tek şey onun yalnız olmaması. Onu bugün hep özlediğimden biraz daha özleyeceğim. Biraz daha hasret duyacağım. Eski albümlere bakıp biraz daha ah çekeceğim. Biraz daha hatırlayacağım seni sevgili.Biraz daha seveceğim seni. Şimdi kimlesin? nerdesin? bilmiyorum. Ama ben seninleyim sevgili. Sen şimdi sevgiline sarılırken ben bir kez daha içiyorum şerefine.
Ve şimdi ayrı geçirdiğimiz ilk sevgililer günü kutlu olsun sevdiğim....